Tuesday, January 13, 2009

18 aralık 2008




"ilk gün, ilk gün için gayet iyi geçti bence. can tabi kafasına sıkı bir darbeyle başladı, bunun üzerine benim burnum kanadı gecikmeden, vs. İyi neyse ki, bir şeyi yok. Ama kafasını vurunca Can, bana geliyorlar, gözüm hiçbir şeyi görmez oluyor, bu kaç gibi şeyler de yapamadığım için çocuğa. Aklım kafadaydı yani, çok iyi takip edemedim. Ama aslında üç kişiydiler bugün, Deniz, Kaan ve Can. Kuzey epey geç katıldı, Deniz'le Kaan'ın uyku saatine yakın geldiler, o yüzden çok kalamadık. Fakat hepsi pek neşeliydi, Deniz "inanmıyorum!" diyerek karşıladı bizimkileri. Bence faydalı olacak. Bir ara saklambaç oynadılar, Deniz'le Can saklandı, Kaan onları buldu, acayip güldüler. Kaan oyunu sürdürmek istedi, ama Deniz'le Can ayrı yerlere saklanmak isteyip birbirlerine sen benimle gel, hayır sen benimle gel diye ısrar edince dağıldılar. Ben Kaan'lara haber verdim ama, size sormadan, çok uyumlu ve çok iyicil bir oğlancık. Parktan da Deniz'i ve Can'ı tanıyor, sakıncası olmaz diye düşündüm. Seçil sen de grup ileride genişletilebilir demiştin, o yüzden yine Moda'dan Ali katılabilir diye düşündüm, o da gelirse sayıları 5'i geçiyor tabi, 6 oluyorlar, bir mahsuru olur mu? Bu arada, benim için günün en ilginç yanı, yedi yıldır görmediğim Esra'yla nasıl ortak bir "azgın oğlan" kaderi paylaştığımızı paylaşmak oldu. Yaklaşık bir buçuk yıldır neredeyse paralel bi hayat sürdürüyormuşuz, haberimiz yokmuş." E.Ö