Monday, May 11, 2009

7 Mayıs Jülide'lerde

İlk zamanlar her metrekareye 1 çocuk düşer, yan yana geldiğinizde şaşırır, sevincimizden sosyalleştiniz zannederdik! Çok şey isteyen, zaman tanımaz, gelişim aşaması beklemez bilinçsiz ana yüreği işte:)

Zamanla dostluğunuz gelişti, birlikten kuvvet üretmeye başladınız. Artık sizi alan hesabı belli mekanlarda zapdetmek zor. Siz kısaca bir haydut gurubu oldunuz çıktınız. Evlerde buluşmalar harala gürele şu sıralar. İşte delili alttaki fotolar. Afacan Can'la Kuzey, beyefendi takımından Ali ve Kaan, gülen göz Arat ve 5 böceğin tek çiçeği Deniz'le işte "kudurukçu" tayfa... (Bir eksikle: Ali)

Wednesday, April 1, 2009

Tuesday, March 24, 2009

19 Mart Seçil'lerde

Seçil'lerdeki buluşma çocuk sayısı açısından sakin, ama tepinme açısından hiç de sakin geçmedi. Kanepenin arka yastıklarıyla oluşturulan oyun parkında çocuklar dar alanda kısa paslaşmaları oynadılar. Deniz, Arat ve Can'dan oluşan ekip coştu da coştu.
J.K

gözlem: esra çocuklara hadi burnumuz, hadi karnımız, şak şak pat pat yaptı ve çokkk da güzel taklit ettiler ve eğlendiler. ayrıca hazır çadır yerine, koltukların içine kurulmuş derme çatma örtüden yastıktan oyun alanı pek hoşlarına gitti. oyuncaklardan çok birbirleri ile oynadılar... belki kukla tiyatrosu yapabiliriz gibi bir düşünce geldi aklıma...
S.Y



Monday, March 16, 2009

12 Mart EsraK'larda


12 Mart perşembe EsraK'lardayız. Ekip ful kadro. 6'sı birden hasta olmadan, harika.
Deniz hasta olduğu için evvelsi hafta kesemediği doğumgünü pastasını kesecek ama hiç havasında değil, ağlayıp duruyor, eve gitmek istiyor.


Arat ve Kuzey biraz gergin bir başlangıç yapsalar da sonradan yine dayanamıyorlar ve birbirlerine sarılıp sevgi gösterilerinde bulunuyorlar.
Kaan annesi ve yayasıyla çok mutlu, etrafa gülücükler saçıp duruyor.


Aslında bugün Can'ın doğumgünü. Pazar günü keseceği pastası için önceden alıştırma yapıyor. Pasta üflemede çok başarılı. Bir ara da arkadaşlarına piyanoyla konser veriyor, teşekkürler Can.


Ali'yle Deniz saklambaç oynuyor, Deniz saklanıyor, biz Ali'yle buluyoruz. Ali çok dikkatli, Deniz'in saklandığı kuytu köşeleri hemen farkediyor.

Kuzey başarılı bir evsahibi, arkadaşlarından hiçbir oyuncağını sakınmıyor, keyfi de yerinde, balonları görünce ortama keyif katıyor.

Bir perşembe daha bu şekilde sona eriyor. 19'unda buluşmak üzere...

Monday, March 9, 2009

7 mart

28 şubat

o güne sonundan bakarsak, grubun içinden üç silahşörün hali, nerde oldukları bilinmez :)
deniz prensesin bugün doğumgünüydü ama haftaya kutlama kararı aldık. bendeki fotoğraflar pek az, katkılar bekliyorum...
S.Y







Friday, February 20, 2009

19 Şubat 2009

oyuncaklar çeşit çeşit farklı farklı ama bir anda beliriveren kedicik herşeyi unutturdu tabii, çocuklarda bir heyecan bir sevinç; kedi nerde bizimkiler orda. hem bu gerçek hem de plastik değil hem de aniden karar değiştiriyor...
minik gün özeti;
can: karar verdi, niyetini bozdu ve güzel kırmızı kaseyi bir dokunuşda yere indirdi.
kuzey: 2 tekerlekli bisiklete erkenden binmek istedi.
deniz: evin kedisini sahiplendi, kimselere yar etmedi, pek neşeli idi.
arat: kendi oyunlarını kurdu, sona doğru açıldı, dıgıdık yaptı...
kaan: esra inanamadı ama ilk ufak düşüşünü yaptı. hepimiz üzüldük, en çok yaya üzüldü.
ali: annecim annecim hep benim fotomu çek dedi. sonlara doğru oyunlara katıldı.
S.Y





Friday, February 13, 2009

12 Şubat 2009





Telefonla aldığım bilgi kadarını aktarıyorum. Kaynak Seçil ve Sevgi Hanım...

Öncelikle hava kötüydü, geçen hafta gibi olsaydı ne güzel terasa salardık çocukları. Çiçeklerle, böceklerle takılıp, martılara ekmek atarlardı, yeni bir aktivite tadında olurdu, ama olmadı. Martıları beslemek kadar olmasa da yine heyecan verici başka bir yenilik kattık. Seçil onları Gymboree balon aletiyle 10. dakikada birbirlerine ısındırdı, yani uzun bir ısınma turuna gerek kalmadı (kalmamış). Bu alet çok tavsiye edilir, zira tek üflemede milyon balon yapma kabiliyetine sahip, dolayısıyla çocuklar çıldırıyor.

Deniz büyük bir heyecanla Can’ı beklemiş, ama gelmeyeceğini öğrenince keyfi kaçmış, bi daha da yerine gelmemiş. Fotoğraflardan gördüğüm kadarıyla bu sefer bayağı bir hamur, çamur, boya aktivitelerine girmişler, iyi de olmuş.

Önümüzdeki haftalarda bolca doğumgünlerimiz var; arka arkaya Kaan, Deniz ve Can. Pasta kesme merasimleri olur herhalde.
Sonrasında Nisan ayıyla birlikte de çocukları uzun soluklu parka salmaya başlarız.
JK

Tuesday, February 10, 2009

5 Şubat 2009 / Seçil'lerde

herkes gelmeden etrafa dağılmış oyuncakları toparlayıp azaltma kararı almıştım kendi kendime. hani çocuklar eve geldiklerinde önce oyuncaklar ile değilde etrafla ilgilensinler diye. nasıl olsa sonrasında oyuncaklar hakimiyetlerini kuruyorlar. hala dağınıklar bizim küçükler hala birbirleri ile olmayı deniyorlar; büyüklerin varlığı yine daha belirleyici gibi, yavaşdan onları kendi başlarına bırakmayı deniyoruz. az biraz mesafeli durmaya çalışmak gerek diye düşünüyorum ben hep. deniz bizim eve alışık ondan mıdır nedir pek bi keyifliydi. can'ın eksikliğini duyduk. ali yavaş yavaş daha çok alışıyor, kaan bir an belirip kaybolan annesinin peşine düştü, kuzey arat'la köşekapmaca halinde... belki bundan sonra yavaşdan buluşulan her evde ortak bir çalışma yapmak üzerine düşünmeliyiz, hani hep jülide diyor ya. belki oyuncakları kaldırıp, ortak bir yerde durabilecekleri ve aynı malzeme ile yogunlaşabilecekleri kısa da olsa bir eylem üzerine düşünebiliriz, uydurabiliriz....
not: bir önceki geceyarısı skype üzerinden aynı anda havuçlu kek yaptık arkadaşım ile bi de el falı kurabiyeler ama geceyarısı yapınca tutmuyormuş galiba. parçikpinçik oldular.
SY



Wednesday, January 28, 2009

22 Ocak Moda Parkı


Hava o kadar güzel, o kadar bahar kokarken evde oturmak olmazdı. Moda gurubu rutinini gerçekleştirmek üzere soluğu Moda Parkı'nda aldı.
Kuzey ve Arat malesef hastaydılar, katılamadılar.
Moda dörtlüsü yağmurlu ve soğuk havalardan dolayı uzak kaldıkları parklarını özlemişler, cıvıl cıvıl bir gün geçirdiler.

Thursday, January 15, 2009

15 ocak 2009





Efenim 4. buluşma da Can’ın geleneksel ufak tefek heyecanlar yaşatması haricinde kazasız belasız gerçekleşti. Tek eksiğimiz hasta olan Kaan’dı.
Ali bütün beyefendiliğiyle arkadaşlarını karşıladı. Hiç sakınmadan bütün oyuncaklarını paylaştı onlarla. Teşekkürler Ali.
Başta salonda takılan küçüklere kocaman alan dar geldi ve evin diğer odalarına taştılar. Kah Ali’nin odasında, kah ablasının odasında, kah mutfakta, kah çalışma odasında... Ali’nin ablasının odasında uzun zamandır hikayelerini dinlediği korsanla karşılaşınca Deniz’in nutku tutuldu. Onu o odadan kazımak zorunda kaldım.
Kuzey Azmi’nin (üniversiteden arkadaşımız) oğlu çıktı ve tamamen bir tesadüf sonucu öğrendik. Esra’yla parkta tanıştık ve bir gün Deniz’i parkta gören Seçil aaa Deniz diye yanına koşunca, Esra da nerden tanıyorsun Deniz’i diye sorunca ikisinin ortak paydası oluvermişim. Seçil’in eşi Erden benim can ciğer kuzu sarmam Özlem’in abisi, yanim yıllar öncesinden tanıyorum. Derya’nın (eşim) bir Fenerbahçeliler gurubu var, meğer Erden’le o guruptan tanışıyormuş, ve bunu yine tesadüfen öğrendik. Ali, Can, Kaan ve Deniz doğma büyüme park arkadaşları zaten. Dünya küçük, bu ufaklıklar sayesinde türlü tesadüfler yaşadık ve çok keyifli arkadaşlıklara adım attık. Yani kendi adıma bu böyle. Hatta dün bi ara cumartesileri de mi görüşsek diye düşündüm. En azından o gün müsait olanlar bile olabilir. Neyse bunu da burda bu şekilde sormuş olayım bari... Geceleri cüceleri satıp birlikte kadın kadına takılma programları da mevzu bahis.
Revza’ların evi harika. Bayıldık. Eve gelince dar alanda kısa paslaşmaları oynadığımı farkettim. Alanın büyüklüğü devasal olunca çocuklarda bir mekan sarhoşluğu oldu. Çok birbirlerine kanalize olamadılar. Gerçi zaten hiçbirimizin böyle bir beklentisi yok. 3 yaşından önce birbirleriyle bolca vakit geçirip, organize oyunlar oynayamayacaklarını biliyoruz. Bizim dilekler ve temenniler daha basit; sosyalleşmeye adım atmaları, paylaşmayı öğrenmeye başlamaları, kışın soğuğunda sokak çocuğu olamadıklarından bir alternatif oluşturmak, birbirimizle kontakt halinde olup benzer mevzu ve problemlerde yalnız hissetmemenin hazzını yaşamak, etc...
Esra K’dan (Kuzey’in annesi Esra, diğerine de bundan böyle Esra C demeyi planlıyorum) süper bir fikir geldi. Bu oyun gurubunu bi gün de babalar düzenlesin dedi. Derya Şubat sonu 15 günüğüne eve geliyor. Bunu unutmayalım ve gerçekleştirelim.
Böyleyken böyle.
İlavesi olan devam etsin lütfen. JK

Tuesday, January 13, 2009

8 ocak 2009






"5 cocuk bence de iyi, yılbaşı kutlamasına gymboree ye gittik, o kadar fazla çocuk vardı ki hiçbi çocuk konsantre olamadı. az çocuk iletişim açısından çok daha başarılı.ufak bir ekleme yapacağım, keşke her buluşma için önceden bi dersimizi çalışsak. Örnek veriyorum, Deniz şu sıra Modern Folk Üçlüsü nün çocuk şarkılarından yapılmış bir derleme CD sine taktı kafayı. Sabah onunla kalkıyo, akşam onunla yatıyo, ezberlemeye çalışıyo, her şarkının ayrı ayrı hikayesine giriyoruz vs. Mesela bir gün bu CD çalınır, içinden bir şarkının hikayesi eşliğinde çocuklarla dansedilir ... Tabi ben işin içinde olmayan anne olarak dışarıdan atıyorum tutuyorum, hatta ufak çaplı Seçil ile Esra ya görev yüklemesi yapıyorum:-P Ama gerçekten faydalı olabilir. Ben de sahne arkası işleri yapabilirim. Örneğin arada sırada el işleri yaparlar, ben malzemeleri hazırlayabilirim. Örnek geyik kafası yaparlar, ben kese kağıtlarını, boynuzları vs hazırlarım, size birlikte yapıştırması kalır..." J.K

"ayca bizi harika ağırladı, utandık valla. caylar kekler corekler. cocuklar dolu dolu oynadılar. sanki yavas yavas birbirilerine ve duruma daha cok alisiyorlar. aliskanligi kaybetmemek guzel. esra jimnastik yaptırmadıııı :P eee tabii cocuklar daire olup sag kol sol kol modunda olamıyorlar, oyuncaklara daldılar. ama julide'nin de dedigi gibi yavas yavas onlarda olur. 2 satır laf etmek icin cok caba sarfettik anneler olarak, ya juli bir persembe izin alsana isden, guzel olur. deniz seker seker dans etti, perdelere saklandı, corek yedi, kostu, oynadı, elbisesi cok sekerdi. can zıp zıp zıp, sonunda atletle kaldı. arat gozlem halinde, son yarım saat acildi, kaan herkeslerle oynadı, ananeyi gorunce çılgına dondu, kuzey arabalara bindi durdu, aniiiiiiiiiiii diye bagırdı, ali ile futbol oynadık son dakka... sonra guney misafir geldi; pek güzel dans eden 3 yasındaki abi... bir fırtına gibi estik ayca'larda.
haftaya revza'dayız." S.Y

"bence de altı kişilik güruh olarak ikinci haftalarıydı (jülide'lerde sayımız epey azdı, kuzey'in geç geldiğini düşünürsek, parktan üç kafadar gibiydiler) ama geçen hafta bizim evde olduğundan daha bir tanışık ve coşmaya teşneydiler. benim gözlediğim, kaan evde hepimizi ağırlamaktan pek memnundu, gülücükler saçıyor, sevinç çığlıkları atıyordu, durmaksızın oynadı ve oynattı. denizcim, düştük yine bu deli oğlanların arasına dediyse de içinden, daha fazla böyle düşünmesine izin verilmedi. örneğin can'la bir ara kaan'ın çadırına girdiler, can ona baykuş, eşek, inek vs. taklidi yaptı ve çok güldürdü (video'su bende, blog açılınca koyarım), sonra yine çadırda can'a şarkı söyledi. Sonra can ona bir sarılayım dedi, ama severken öldürme temayülünde olduğu için denizcik kibarca uzaklaştırdı onu. sonra biraz saklambaç oynadı, biz büyükleri gözledi (bunlar bizi böyle topluca çayıra salarak ne güzellik düşünüyo acaba diye cin bakışıyla, çok şekerdi). Bir ara oğlanların oyuncaklarına daldı, bunlar ne menem zımbırtılar diye. belki bebek evlerini aramıştır yavrum. Deniz'i uzun tutuyorum, Jülide yoktun diye. Bir de tabi, ben can'la olanları gördüm haliyle. Ama genelde gayet rahat ve memnundu. Sonra efendime söyliyim, benim gördüğüm, küçük ali ve küçük üzüm arat, aslında diğerleriyle aralarında epey ay farkı olsa da, çaktırmadılar ve özellikle sonlara doğru epey bir angaje oldular. Ali çıkışta tam da alıştık yeşil sahalara kırmızı kartı gösterdiler edasındaydı asansörde. kuzey, evet, araba tepesinde hatırlıyorum hep, ama fıldır fıldır, sözüm ona direksiyon başında olmakla birlikte, kim neyin nesi, nereye geldik, kim kimden sorumlu, bence hepsini çözmüştü.
güney danslarıyla ve centilmenliğiyle sahiden güne damgasını vurdu, ufaklıkları dönüp baktırdı kendisine. kutluyoruz. özetle, bence faydalı oluyor bu iş. ama kendi adıma, can'dan çok bana faydalı oluyor diyebilirim. insanın birçok konuda yalnız olmadığını, sorun addettiği şeylerin herkesin başına gelen olağan çocuk durumları olduğunu anlaması bile rahatlatıyor." E.Ö

25 aralık 2008

"esra'ların evde 8 kadın 8 çocuk; kendiliğinden, devasal, hareketli bir buluşma. kendimi izlerken buldum, ordan oraya koşturan minik insanlar; şaşkın bir halde etraflarında dolanan büyük insanlar; eğlence gırla... bu dönem kendi haline bırakma, akıştan keyif alma zamanı, anneler ya da ablalar küçük mesafeler ile uzak durmaya ve alanı büyüyenlere bırakmaya çabalıyor. 2 saatlik çoşku; haftaya görüşürüzz ile bitti; geride kalan esra'nın pek güzel poğaça kırıntıları ve büyük parti sonrası 3lü eğlenceler yaratan can-arat-kuzey." S.Y