Friday, February 20, 2009

19 Şubat 2009

oyuncaklar çeşit çeşit farklı farklı ama bir anda beliriveren kedicik herşeyi unutturdu tabii, çocuklarda bir heyecan bir sevinç; kedi nerde bizimkiler orda. hem bu gerçek hem de plastik değil hem de aniden karar değiştiriyor...
minik gün özeti;
can: karar verdi, niyetini bozdu ve güzel kırmızı kaseyi bir dokunuşda yere indirdi.
kuzey: 2 tekerlekli bisiklete erkenden binmek istedi.
deniz: evin kedisini sahiplendi, kimselere yar etmedi, pek neşeli idi.
arat: kendi oyunlarını kurdu, sona doğru açıldı, dıgıdık yaptı...
kaan: esra inanamadı ama ilk ufak düşüşünü yaptı. hepimiz üzüldük, en çok yaya üzüldü.
ali: annecim annecim hep benim fotomu çek dedi. sonlara doğru oyunlara katıldı.
S.Y





Friday, February 13, 2009

12 Şubat 2009





Telefonla aldığım bilgi kadarını aktarıyorum. Kaynak Seçil ve Sevgi Hanım...

Öncelikle hava kötüydü, geçen hafta gibi olsaydı ne güzel terasa salardık çocukları. Çiçeklerle, böceklerle takılıp, martılara ekmek atarlardı, yeni bir aktivite tadında olurdu, ama olmadı. Martıları beslemek kadar olmasa da yine heyecan verici başka bir yenilik kattık. Seçil onları Gymboree balon aletiyle 10. dakikada birbirlerine ısındırdı, yani uzun bir ısınma turuna gerek kalmadı (kalmamış). Bu alet çok tavsiye edilir, zira tek üflemede milyon balon yapma kabiliyetine sahip, dolayısıyla çocuklar çıldırıyor.

Deniz büyük bir heyecanla Can’ı beklemiş, ama gelmeyeceğini öğrenince keyfi kaçmış, bi daha da yerine gelmemiş. Fotoğraflardan gördüğüm kadarıyla bu sefer bayağı bir hamur, çamur, boya aktivitelerine girmişler, iyi de olmuş.

Önümüzdeki haftalarda bolca doğumgünlerimiz var; arka arkaya Kaan, Deniz ve Can. Pasta kesme merasimleri olur herhalde.
Sonrasında Nisan ayıyla birlikte de çocukları uzun soluklu parka salmaya başlarız.
JK

Tuesday, February 10, 2009

5 Şubat 2009 / Seçil'lerde

herkes gelmeden etrafa dağılmış oyuncakları toparlayıp azaltma kararı almıştım kendi kendime. hani çocuklar eve geldiklerinde önce oyuncaklar ile değilde etrafla ilgilensinler diye. nasıl olsa sonrasında oyuncaklar hakimiyetlerini kuruyorlar. hala dağınıklar bizim küçükler hala birbirleri ile olmayı deniyorlar; büyüklerin varlığı yine daha belirleyici gibi, yavaşdan onları kendi başlarına bırakmayı deniyoruz. az biraz mesafeli durmaya çalışmak gerek diye düşünüyorum ben hep. deniz bizim eve alışık ondan mıdır nedir pek bi keyifliydi. can'ın eksikliğini duyduk. ali yavaş yavaş daha çok alışıyor, kaan bir an belirip kaybolan annesinin peşine düştü, kuzey arat'la köşekapmaca halinde... belki bundan sonra yavaşdan buluşulan her evde ortak bir çalışma yapmak üzerine düşünmeliyiz, hani hep jülide diyor ya. belki oyuncakları kaldırıp, ortak bir yerde durabilecekleri ve aynı malzeme ile yogunlaşabilecekleri kısa da olsa bir eylem üzerine düşünebiliriz, uydurabiliriz....
not: bir önceki geceyarısı skype üzerinden aynı anda havuçlu kek yaptık arkadaşım ile bi de el falı kurabiyeler ama geceyarısı yapınca tutmuyormuş galiba. parçikpinçik oldular.
SY